a

Emma Marie

and

Roko Button

15. October 2018.

at 7 o’clock in the evening
Villa Macadamiana second at Marianberg
Hilltop Dr Menomonee Falls, WI 53051 US

top

Kadim Uygarlıklarda Koku Ritüelleri

ARDIÇ : Sirius gezegeninin enerjisini taşır. Hayallerin, düşlerin, farkındalığın kokusudur. Tarih boyunca spiritüel özelliğinden dolayı oldukça yaygın kullanılmıştır. Kötü ruhların uzaklaştırıldığına hastalıkların kovulduğuna inanıldığından dolayı tütsü ritüellerinin başında gelmektedir. Özellikle 16. , 17. yy da Avrupada vebadan korunmak için kullanılmıştır. Ardıç yağı Tutankhamunun mezarında bulunmuştur. Mısırda yetişen bir ağaç olmamasına karşın Yunanistan’dan getirtildiği düşünülmektedir. Tevratta Mezmurlar bölümünde ardıç tütsüsünün nasıl yakıldığına dair ibareler vardır. Ardıç, Eski Mısırda olduğu gibi Museviliktede yanlış, olumsuz, kötü olanı temizlemek, arındırmak için kullanılır. Düşünce, beden, mekan, eşya vb. saflaştırmak, temizlemek, yüceltmek için yakılır. Ardıç ağacı, kuşu olmadan çoğalamaz. Oldukça yükseklerde bulunan Ardıç, toplanmasıda, yağının elde edilmeside oldukça zordur. Ardıç, hayatımızda ne kadar gereksiz toksin varsa atar. Şamanlar, çocuklar kötü rüya görüp korkmasın, uykuları bölünmesin diye kendi yatak altlarına konulduğu gibi çocuklarınkinede koyarlardı. İştah kapatır. Antibakteriyel özelliği vardır. AKGÜNLÜK : Eski uygarlıklardan itibaren kullanılan Akgünlük (Frankincense) zihinsel ve duygusal rahatlatıcı özeliğe sahiptir. Özelikle Mezopotamya’da Akgünlük bitkisi başlarının üstüne koyarak 7 günlük ritüeller şeklinde arınma amaçlı kullanılmaktaydı. Kadim uygarlıklarda Akgünlük rehber rüyalara davetiye çıkardığına inildiği için ritüelleri ile kullandıklarını gibi, kötü ruhlardan koruduğuna ve hastalık getiren kötü düşüncelerden uzaklaştırdığına inanıldığı için tarihte kutsal törenlerde, tapınaklarda oldukça fazla kullanıldığını görüyoruz. Ak günlük Güneştir. Mür Ay. Akgünlük eril enerji Mür dişil enerji. Bir gece bir gündüz. Bir sağ yan biri sol yan. Tarihte de hep bu şekilde bir bütün olarak anıldı. Mhz 147 olan Akgünlük spritüal alanlarda oldukça fazla kullanılır. Cildi iyileştirir. Yaşlanmayı azaltır. Binlerce yıldır geleneksel tıbbın vazgeçilmezidir. Destekleyici olan yağların tedavi amacı ile kullanılması önerilmiyor, hayatı etkileyecek derecede önem arz eden sorunlarda hekim desteği alınması, yardımcı olarak kokuların kullanılması tavsiye ediliyor. MÜR : Kesildiği yerden şifalanır. Mür elde etmek için ağaçta küçük bir kesik ya da kırık yaparsınız. Dini törenler, Şifa enerjileri vb. kullanılmıştır. Mumyalama işlemleri-Alternatif tıbbın vazgeçilmezi. Mür tarihçisi Heredot’un bilgilerine göre Mısır tanrısı İsis ile özdeşleştirilir. Tutankhamun’un mezarında Ardıç, Akgünlük ve Mür bulunmuştur. Mısır, Yunan, Roma, Hitit Medeniyetlerinde kutsal törenlerde muhakkak Mür tütsüsü yakılmaktaydı.

Sümer Uygarlığında Koku

Sümerler buhur ritüellerini yaparken rezene, mür, sığla yağı, styrax (Aselbent) gül, nane, defne, aromatik bitkisel ve çiçek karışımları, hayvansal maddeler kullanırlardı. Sümerliler buhura verdikleri önemi aynı zamanda gül suyuna ve çiçek sularına (hidrosoller) vermekteydi. Gül suyu üretimini ve çiçek sularının elde edilişi yöntemlerinde gösterdikleri hassasiyetleri ve bildikleri teknik yöntemleri o döneme ait tabletlerden öğreniyoruz. Birçok medeniyetlerde olduğu gibi güzel koku Sümerler için de oldukça önem[1]liydi. Gül, sığla (akgünlük), defne, nane, mürr gibi kokulu maddeleri çok kul[1]lanıyorlardı. Ama tabii ki onların da öncelikli vazgeçilmez kokusu güldü. Sümerlerin MÖ 1800 yıllarından itibaren gülsuyu ve diğer çiçek sularını elde etme ve kullanma yöntemlerini Babil tabletlerinden biliyoruz. Ninova ve Babil, güzel koku üretiminin ve ticaretinin merkezi olup, uzun süre bu özeliğini korumuştur. Ama en önemlisi Amytis gülleri. Asma bahçeleriyle ünlü Babil şehrinde, MÖ 605’ten itibaren Kral II. Nebukadnezar 43 yıl hüküm sürmüştür. Eski kraliçe Amytis için meşhur Babil Asma Bahçeleri’ni yaptırmıştır. Bahçenin dört bir yanını da güllerle donatmıştır. Kraliçe Amytis, güzelliği ve kullandığı yağları ile eşsiz kokusuyla nam salmıştır. Bu ihtişamlı kokuların karışımla[1]rının tamamını bilmemekle birlikte, iki özü net olarak günümüze ulaşan bilgiler arasındadır.

Antik Mısır Uygarlığında Koku

Eski Mısırda güzel kokular tanrılara sunulan değerli hediyeler olarak kabul edildi. Rahipler her gün Tanrılara güzel kokular sunarlardı. Tanrıların heykellerini sabah güneş doğarken reçineli özel hazırlanan merhemler ile, öğlen Mürr, akşamları ise kyphi ile ovarlar ardından tapınaklarda buhur yakılırdı. KYPHİ karışımı hem tütsü olarak hem de ilaç anlamında birden fazla alanda kullanılmıştır. Zaman zaman şarabın içine konularak tedavi amaçlı kullanılmıştır. ( kyphi nın açıklaması buraya yazılacak) Tapınaklarda özenle hazırlanan bu kokulu formülleri sadece rahipler bilir birinin bildiğini diğeri bilmez ve büyük bir gizlilikle saklanırdı. Üretimi de aynı gizlilik ve hassasiyetle ile yapılırdı. Edfu tapınağında hastaların tedavi edildiği alanın duvarlarında birçok koku formülleri karışımları yer almaktadır. Ruhun ölümsüzlüğüne ve benin ölümden sonra tekrar hayat bulacağına inanıldığından mumyalar güzel kokular ile tütsülendirilirdi. Çok tanrılı dinlerde tütsü dumanı Tanrıya yükselen dumanı sembolsüze ederdi. Tanrıların öfkesi yatıştırmak manevi arınmak, Tanrılara yaklaşmak için buhur yakma rütülleri karşımıza çıkmaktadır. Piramitler ve lahitler açıldıkça mumyaların yanlarında kokulu kavanozlar olduğu görüldü. Ölümden sonra dirilişe inanışın yayın oldu için sevdikleri objeleri ve kokuları yanında götürmek bir gelenek halinde oldu görüyoruz Tutankhamun mezarı açıldığında akgünlük, lavanta, yasemin gibi kokulu yağların olduğu kavanozlar bulundu Eski Mısırda Nefertiti Yaseminli banyosunu yaptıktan sonra sandal, amber gibi kokular ile vücudunu ovdururmuş. Koku kullanımı bir çok ülkede olduğu gibi eski Mısırda da bir zenginlik sembolüydü. Mısır piramitlerinin duvarlarında yazan bilgilere göre ilk parfüm macunu olan KYPHİ Şüphesiz, Mısır kokuları içinde en çok bilineni Kyphi‟dir. Kyphi; ardıç, nane, tarçın, bal, üzüm, şarap, mersin, safran ve mür gibi bitkilerin karışımından oluşmaktaydı. Güzel koku oluşturmasının yanı sıra, Kyphi‟nin toksinlere karşı panzehir olarak kullanıldığı ve uykusuzluğa iyi geldiği de rivayet edilmektedir. Bilinen ilk botanik bahçeleri, Şifalı bitkiler yetiştiren Mısırlı rahiplerin tapınaklarda oluşturdukları, duvarla çevrili bahçelerdir. Ebers Papyrus‟ta bazı aromatik ve kokulu bitkilerin kullanıldığı reçeteleri de kapsayan en eski tedavi edici çalışmaların M.Ö. 1550‟lere kadar dayandığı rapor edilmişti.

Roma Döneminde Koku

İtalya’da en erken mür, katırtırnağı çiçeği, laden ve çam reçinelerinden yapılan parfümlerin, MÖ. 8. ve MÖ. 3. yüzyıla kadar Etrüskler tarafından yapımına devam edilmiştir. Parfümleri oyulmuş taşlara ve broşlara saklamışlardır. Etrüskler’in, Fenikeliler ve Yunanlılar ile ilişki içinde olması Roma kültürünü etkilemiştir. Bu ilişkiler tütsü ile koku kullanımını artırmıştır. parfüm kullanımı Yunanistan’da oldukça yaygınlaşmıştır . MÖ. 594 yılında Solon tarafından parfüm ve merhem satışı erkeklere yasaklanmış, merhem pişiricilerini Sparta’dan sürmüştür MÖ. 1. yüzyılın sonlarına doğru Roma, parfümlerini Mısır ve Yunanistan’dan ithal etmenin yanında parfüm ve tütsü malzemelerini de ithal etmiştir. (Arabistan’dan tütsü ve mür; Hindistan’dan biber, tarçın, hint sümbülü, kakule, costus, zencefil, hindistan cevizi ve kokulu otlar; Suriye’den günlük ve kasnı). Zengin Romalılar genellikle günlük olarak lavanta kokulu suda yıkanmışlar, kokulu yağlarla vücutlarını yağlamışlar, duvarlar ve zeminlere kokulu su dolu çeşmelerden parfüm püskürtmüşlerdir. İmparator Neron yemek odasının tavanındaki plakaların altına gümüş borular yerleştirtmiş ve o borulardan misafirlere gülsuyu püskürtülmesini istemiştir. Bir başka ziyafette ise tavandan dökülen gül yaprakları arasında bir misafir boğularak ölmüştür. İtalyan çiftçiler gül yetiştirmek için mısır yetiştirmeyi bırakmışlar ancak artan taleplere yetişebilmek için Mısır’da gül tarlaları kurmuşlardır85 . Romalılar, giysilerini parfümlü suya daldırır ve hatta ayakkabı tabanlarını da koku sürerlerdi. Avlu içlerini kokulu suyla yıkar, odaların döşemelerindeki kanallara safranlı su akıtırlardı. Eve gelen konukların elleri ve ayakları parfümlü suyla yıkanırdı. Köpek ve atların tüyleri parfümlü sularla ovalanırdı86. Evcil hayvanlara sahiplerinin tercih ettiği parfümler sürülmekteydi. Büyük İskender Dönemi’nde parfümlü merhemin kullanımı yaygınlaşmıştır. Persleri yenip parfümlü merhem kullanımını küçümsemiş ve daha sonra takdir edip kullanmaya başlamıştır.